ANTAGONİST

The Worl is Such Because You are Such , Not Viceversa Now that you know me, you should follow me, or you could get to know me, Ask me anything. Looking for something?

Değiştirmek istiyorsun bazı şeyleri ama; mutsuzluğundan bile emin değilsin aslında.

Kafan öyle karışık ki ani sinir krizlerin haricinde umursamıyorsun bu durumu.

Bir şey yok sanıyorsun.

Sadece sanıyor-muş-sun.

Saçma sapan yerlerde hüzünleniyorsun, olur olmadık zamanlarda mutsuz oluyorsun.

Sevdiğin şehirde, sevdiğin insanların yanında bile o anlık hüzne teslim oluyorsun.

Mesela bazen, durduk yere, sudan sebeplere ağlıyorsun.

(Geçenlerde yine yaptın bunu sen.)

Ellerin titriyor, gözlerin buğulanıyor, durduramıyorsun.

Sevdiğin o adamı en çok o zamanlarda istiyorsun yanında.

Hayır, sadece mutsuzluğunu paylaşasın diye değil.

Biraz olsun yükünü hafifletsin, “geçecek” desin ve her şey geçsin diye istiyorsun en çok.

Mutluluğu da istiyorsun o adamla, delicesine istiyorsun hem de.

Ama en çok onun kollarında ölümsüzleşmeyi bekliyorsun.

Bazen çok düşünüyorsun ama; değiştiremiyorsun.

Soruyorsun insanlara.

Sizin taşıyamadığınız yükleriniz olmuyor mu hiç?

Çok dağıtıyorsun konuyu sen.

Dönüp dolaşıp yine yüreğe geliyorsun.

Beklemeyi hâlâ beceremiyorsun.

Yine onun yüreğinin içine atmak istiyorsun kendini.

Yine, yeni, yeniden..

Şimdi ve bundan sonra, sana ve kendime itiraf etmekte hala fazlasiyla zorlandiğim bazı şeyleri suskunlukla geçiştireceğim…/Franz kafka/ -

again again and again..

   Yok dersin bazen , inanmassın ”O”nun başına geldiğine..Mutluluğun tanımını bulamamışken daha çözememişken içeriğini,konduramassın kendine mutlu olmayı.Bir nevi şok etkisi yaratır vücudunda,olmadık sinyaller vermeye başlarsın durup dururken bedenin sapıtır; beynin ” hep onu düşün ” der,kalbin ondan uzaklaştıkça ona doğru son sürat koşar gibi atar oturduğun yerde,miden zaten su kaynatır anlıycan toptan makine arızaya geçer bilinmedik sinyaller karşısında..klasik acı çekmeye kusur görmeye endeksli bünye,ruhu huzura kavuşunca kızgın kumlardan buz kütlesine oturmuş gibi olur ;rahatlar ama yanar da tatlı tatlı..
   Hem şükredersin,hem ”yok” dersin içten içe ”sakın”,alışma ,alışma ki.. ki..öncekiler gibi olmasın!! Ne gereksiz bi durumdur kıyaslama,ruhun rahatsızlığı işte.Ya geçmişte yaşarsın bu hastalık yüzünden ya gelecekte,ya haketmediğini düşünürsün ya yaşattıkları saçmalıkların tekrarlanmasından korkarsın yazık..Ya bi kerede bugünkü mutluluğuna heyecanlansana salak! ne die kendini mengeneye sokarsın ?!!
  Sonra bi gün bakarsın..bakarsın ki ”dua et ” diyo sana ”bizim için de ” o kadar naif ve içten bi tonla ki hem de hayatında duyudğun onca iltifat,onca güzel sıfat bomboş kalır o an..tüylerin diken diken olur..”Seni seviyorum ”dan bile kutsaldır o iki kelime.Hep mutlu olmak ister o iki ruh aynı anda çünkü,aynı anda aynı şeyleri isteyen iki deli ruh..Korkularını alıp götüren,huzursuzluğunu kovalayan saf,pür,içten içinden geldiği gibidir hep
  Öğreniyomuşsun ya hep..öğreniyorum şimdi hayat aslında tamamen sana istediklerini veren,seni mutlu etmek için kurulmuş mükemmel bi set gibi..Sen kuruyosun kafanda olur olmaz bilmeden, sonra adımını atarken boşluğa;o cesareti bulduğunda, yüreğini buna inandırdığında altında dünyalar yaratılıyo bi anda.Cennet dediğin bu dünyada yaratılır yani senin için sen senken , o da oyken güzeldir herşey geriye sadece Tanrı’nın bahşettiğini yaşamak kalır doya doya…
  Şimdi bedeninin en güzel köşelerine işlemiş,sana hayatı hissettiren o nadide köşeleri kanser gibi sarmış ,afiyetle yediğin kazıklardan salakça inandığın insanlardan arta kalanları en ücra köşelere savurup,fırlatıp atıp; emek emek diktiğin duvarlarını , engellerini ,dört bir yanına sardığın dikenli telleri yavaşça aralayıp O ‘na yer açmanın tam zamanı! Aynen hayatın önce teker teker bize sonrada ikimize birlikte açtığı o kocaman sonsuz yer gibi…Sadece hayatın aşk ta saklı olduğunu görelim hakkını verelim diye…
” Eyy gözlerinde dünyayı saklayan çocuk !! ”  diye başlardım da , anlatsamda eminim okumaya zahmet etmeyeceğiniz kadar uzun ve anlamayacağınız kadar devrik olucak..en iyisi beni yormayın bakın ve hissedin işte…
  ”Al ”dedim ”Al bak sende hiç renklilerden yok” kaldırdı omzlarını yukarı doğru ”istemem” dedi büzüp dudaklarını. ”bunlar benim! son kalanlarım belki ama istemem başkasınınkini ” anlamadım ben saçma geldi bi an ” hadi ama ” dedim ” yakışmıyor ki sana bu saçmasapan karanlık renk ,tamam bak bu da senin..söz geri istemiycem.Benden bi parça say bunu,kalbimden ruhumdan bi parça,sende kalsın.” ”yok ”dedi kafasnı eğip yavaşca aşağıya ”tuzak bu! biliyorum ben kandırıyosun sen beni..sende tıpkı diğerleri gibisin! önce vericeksin sonra benim olanları göz dikiceksin ve teker teker istiyceksin,vermeyince de kendininkiyle bir benden çaldıklarınla arkana bile bakmadan gidiceksin! Niye elimde bunlar kaldı bi tek sanıyosun? Eskiden gökyüzünü kapatırdım renklerimle gözlerinin yetişmeyeceği kadar ihtişamlıydım,büyülüydüm..ama her büyüye kapılıp gelen giderken kopardı beni benden bir bir, alıp götürdüler önce beni sonra getirdiklerini..istemiyorum bu yüzden anlasana!! kalsın sende seninkiler”
    ”Çok saçma ” dedim ”Salaksın sen! ben senin yoluna çıkana kadar kimlere dağıtmadım ki renklerimi,hiçte geri almadım..istemedim,ihtiyacım olmadı çünkü.Her kalbimden bi parça verdiğimde  daha da büyüdüm ben çoğaldım , parladım daha da güçlendim bu yüzden hep dağıttım sakınmadan korkmadan.Tıpkı kertenkelenin kuyruğu gibi yeniden yeniden ve yeniden..” durdu bi an tereddütle kıpırdadı yerinde ”nasıl yapıcam peki?”dedi ” neyi yanlış yapıyorum ki ben ?nasıl oluyor da insanlar benim aşklarımı hatta ruhumu parça parça koparıp götürebiliyor? ve sen sanki bana inat bu kadar rahat ve cesursun?Bana uğraşıp didinip kapattığım yaralarım hala acı verirken ve yenileri oluşmasın diye korkarken hiç mi birşey olmuyo sana ? söylesene nasıl beceriyosun ?”
   ”Dedim ya çocuk salaksın sen! (: Senin bi suçun yok ki.Sen elinde kalanları son kalanlar, sana ait olanları son parçalar sanıyosun..bense biliyorum ki kim ne kadar alıp götürmeye çalışsa da bendekileri herşeyin kaynağı bende! benim ruhum etrafa neşe,aşk, huzur saçarken hepsini bonkörce dağıtırken senin ruhun her zerrenin hesabını yaptığı için böylesin !! Sanıyosun ki herkes yok eder,sanıyosun ki küçük dünyana hapsolmuşsun ve herkes seni incitmek için bekliyor…Kendi kendine zarar veriyosun haberin yok!Haa unutmadan korkaksın bi de sen!! herşey dışardan gelir,iyilikte kötülükte başkalarının eseridir sanıyosun..çünkü küçüksün daha,kendine inanamıyacak kadar küçük cesaretsizsin.Kendinden bile korkuyosun, o güce kontrole sahip olduğuna inanmıyosun çünkü inanmak istemiyosun ,böylesi kolayına geliyo belki de…
   ”Şimdi ya şu lanet olası pembe tatlı şeyi al ve kendinle yüzleş! ya da insanları suçlayıp kendi karanlığında yaşamaya devam et ve çekil yolumdan!kendini bile sevmeyi beceremeyen bi arkadaşa ihtiyacım yok benim!!
  Dur! Ama sen yine de al şunu (: ”
  Küçükken bi oyun oynardım ben en sevdiğim arkadaşımla..ilkoluldaydık daha tenefüs olmasını heyecanla bekler hemen parlak cilalı korüdorumuza hızla çıkar ellerimizi sıkı sıkı birbirine kenetler başlardık dönmeye hızlıca kendi etrafımızda..
  Bilirdik ki bi süre sonra düşücez,hemde en güzel yerinde,en heyecanlı en hızlı kalbimizin en güçlü çarptığı anda tam istediğimiz kıvama gelmişken etrafımızdakileri göremezken sadece birbirimizi seçebilirken..
  Bilirdik bilirdik ama yine de vazeçmezdik oynamaktan,kaç kere bileğim şiş dönmedim ki eve,elim ayrı ayağım ayrı…En sevdiğimizle oynardık o yüzden canımızı acıtıcak olsakta kızmıcaktık çünkü birbirimize kızamıcaktık ki .Ben ne kadar hızlı döndürdüğüm için suçluysam o da o kada sıkı tuttuğu için elimi suçluydu çünkü..naparsak yapalım en güzel yerinde terlerdik başımız dönerdi kahkahalarla salak salak sırıtarak düşerdik paldır küldür ama hoşumuza da giderdi..sonra herşeyin acısı zaman geçince eve dönünce ince bi sızıyla başlar yavaş yavaş çıkardı..
  Aynen öyle başlamıştık onunla da yaş 23 ama ne farkeder..o haylaz hala içerlerde ya yeter =)) en güvendiğim olmuştu birden,sımsıkı kenetlenmişti ellerimiz başlamıstık dönmeye ta ki sadece birbirimizi seçebilene kadar,sadece birbirimizin gözlerini görebilene kadar..kahkahalar duyuluyodu sadece onlar yankılanıyodu, hızlandıkça kenetlendik hızlandıkça uğultudan tek seçilen kalp atışlarımız oldu.Döndük kendi etrafımızda dünya da onun için dönüyodu zaten kendi etrafında ve bizim etrafımızda sadece bizi birbirmize yakınlaştırmak için..
  Tek farkla, yaş ilerlemesinden olsa gerek =))düşünmememiştim ben düşebileceğimi,büyüdüm ya terlesede tutar bu eller onunkileri sıkı sıkı, benimki kaysa o bırakmaz zaten diye  kurmuştum bi şekilde.Hatta bütün heyecanlarımı bütün heveslerimi ona bağlamıştım bi an geçtim o nu kendime bile sormadan..İlk defa hissetmiştim o duyguyu çünkü acıtsada canımı kızamiyacak kadar çok seviyodum onu..
   Döndük döndük döndük ve birden boşlua doğru savruldu ellerimiz,kayboldu bütün dengemiz savrulduk ikimizde birer uca ister istemez.Adrenalinden heyecandan mutluluktan tutkudan anlamadım önce baktım salak salak suratına uzaktan hatta el bile salladım son kez..Sonra yavaş yavaş belirmeye başladı diğer herşey başımın dönmesiyle birlikte dönmeye başladı etrafımdaki ‘kimse’ler ,eve gittim mutlu mutlu hataa anlamadım hemen birşey..Sonra başladı sızısı inceden ağrısı derinden..zaman geçtikçe ”soğudukça” yüreğim derinden hissettim her anını yavaş yavaş savrulmanın..
  Şimdi yine kenetlensin die uzattım ellerimi bekliyorum,yine o tutsun yine sımsıkı yine düşürsün ama olsun bi tek o acıtmaz canımı çünkü o kadar çok seviyomuşum onu eve dönünce vurdu acısı yavaş yavaş o zaman anladım…

Erdemli bir kız öpüşür ama aşık olmaz, dinler ama inanmaz ve terk edilmeden önce terk eder… Marilyn Monreo… -