Değiştirmek istiyorsun bazı şeyleri ama; mutsuzluğundan bile emin değilsin aslında.

Kafan öyle karışık ki ani sinir krizlerin haricinde umursamıyorsun bu durumu.

Bir şey yok sanıyorsun.

Sadece sanıyor-muş-sun.

Saçma sapan yerlerde hüzünleniyorsun, olur olmadık zamanlarda mutsuz oluyorsun.

Sevdiğin şehirde, sevdiğin insanların yanında bile o anlık hüzne teslim oluyorsun.

Mesela bazen, durduk yere, sudan sebeplere ağlıyorsun.

(Geçenlerde yine yaptın bunu sen.)

Ellerin titriyor, gözlerin buğulanıyor, durduramıyorsun.

Sevdiğin o adamı en çok o zamanlarda istiyorsun yanında.

Hayır, sadece mutsuzluğunu paylaşasın diye değil.

Biraz olsun yükünü hafifletsin, “geçecek” desin ve her şey geçsin diye istiyorsun en çok.

Mutluluğu da istiyorsun o adamla, delicesine istiyorsun hem de.

Ama en çok onun kollarında ölümsüzleşmeyi bekliyorsun.

Bazen çok düşünüyorsun ama; değiştiremiyorsun.

Soruyorsun insanlara.

Sizin taşıyamadığınız yükleriniz olmuyor mu hiç?

Çok dağıtıyorsun konuyu sen.

Dönüp dolaşıp yine yüreğe geliyorsun.

Beklemeyi hâlâ beceremiyorsun.

Yine onun yüreğinin içine atmak istiyorsun kendini.

Yine, yeni, yeniden..

Şimdi ve bundan sonra, sana ve kendime itiraf etmekte hala fazlasiyla zorlandiğim bazı şeyleri suskunlukla geçiştireceğim…/Franz kafka/
  Küçükken bi oyun oynardım ben en sevdiğim arkadaşımla..ilkoluldaydık daha tenefüs olmasını heyecanla bekler hemen parlak cilalı korüdorumuza hızla çıkar ellerimizi sıkı sıkı birbirine kenetler başlardık dönmeye hızlıca kendi etrafımızda..
  Bilirdik ki bi süre sonra düşücez,hemde en güzel yerinde,en heyecanlı en hızlı kalbimizin en güçlü çarptığı anda tam istediğimiz kıvama gelmişken etrafımızdakileri göremezken sadece birbirimizi seçebilirken..
  Bilirdik bilirdik ama yine de vazeçmezdik oynamaktan,kaç kere bileğim şiş dönmedim ki eve,elim ayrı ayağım ayrı…En sevdiğimizle oynardık o yüzden canımızı acıtıcak olsakta kızmıcaktık çünkü birbirimize kızamıcaktık ki .Ben ne kadar hızlı döndürdüğüm için suçluysam o da o kada sıkı tuttuğu için elimi suçluydu çünkü..naparsak yapalım en güzel yerinde terlerdik başımız dönerdi kahkahalarla salak salak sırıtarak düşerdik paldır küldür ama hoşumuza da giderdi..sonra herşeyin acısı zaman geçince eve dönünce ince bi sızıyla başlar yavaş yavaş çıkardı..
  Aynen öyle başlamıştık onunla da yaş 23 ama ne farkeder..o haylaz hala içerlerde ya yeter =)) en güvendiğim olmuştu birden,sımsıkı kenetlenmişti ellerimiz başlamıstık dönmeye ta ki sadece birbirimizi seçebilene kadar,sadece birbirimizin gözlerini görebilene kadar..kahkahalar duyuluyodu sadece onlar yankılanıyodu, hızlandıkça kenetlendik hızlandıkça uğultudan tek seçilen kalp atışlarımız oldu.Döndük kendi etrafımızda dünya da onun için dönüyodu zaten kendi etrafında ve bizim etrafımızda sadece bizi birbirmize yakınlaştırmak için..
  Tek farkla, yaş ilerlemesinden olsa gerek =))düşünmememiştim ben düşebileceğimi,büyüdüm ya terlesede tutar bu eller onunkileri sıkı sıkı, benimki kaysa o bırakmaz zaten diye  kurmuştum bi şekilde.Hatta bütün heyecanlarımı bütün heveslerimi ona bağlamıştım bi an geçtim o nu kendime bile sormadan..İlk defa hissetmiştim o duyguyu çünkü acıtsada canımı kızamiyacak kadar çok seviyodum onu..
   Döndük döndük döndük ve birden boşlua doğru savruldu ellerimiz,kayboldu bütün dengemiz savrulduk ikimizde birer uca ister istemez.Adrenalinden heyecandan mutluluktan tutkudan anlamadım önce baktım salak salak suratına uzaktan hatta el bile salladım son kez..Sonra yavaş yavaş belirmeye başladı diğer herşey başımın dönmesiyle birlikte dönmeye başladı etrafımdaki ‘kimse’ler ,eve gittim mutlu mutlu hataa anlamadım hemen birşey..Sonra başladı sızısı inceden ağrısı derinden..zaman geçtikçe ”soğudukça” yüreğim derinden hissettim her anını yavaş yavaş savrulmanın..
  Şimdi yine kenetlensin die uzattım ellerimi bekliyorum,yine o tutsun yine sımsıkı yine düşürsün ama olsun bi tek o acıtmaz canımı çünkü o kadar çok seviyomuşum onu eve dönünce vurdu acısı yavaş yavaş o zaman anladım…

  Küçükken bi oyun oynardım ben en sevdiğim arkadaşımla..ilkoluldaydık daha tenefüs olmasını heyecanla bekler hemen parlak cilalı korüdorumuza hızla çıkar ellerimizi sıkı sıkı birbirine kenetler başlardık dönmeye hızlıca kendi etrafımızda..

  Bilirdik ki bi süre sonra düşücez,hemde en güzel yerinde,en heyecanlı en hızlı kalbimizin en güçlü çarptığı anda tam istediğimiz kıvama gelmişken etrafımızdakileri göremezken sadece birbirimizi seçebilirken..

  Bilirdik bilirdik ama yine de vazeçmezdik oynamaktan,kaç kere bileğim şiş dönmedim ki eve,elim ayrı ayağım ayrı…En sevdiğimizle oynardık o yüzden canımızı acıtıcak olsakta kızmıcaktık çünkü birbirimize kızamıcaktık ki .Ben ne kadar hızlı döndürdüğüm için suçluysam o da o kada sıkı tuttuğu için elimi suçluydu çünkü..naparsak yapalım en güzel yerinde terlerdik başımız dönerdi kahkahalarla salak salak sırıtarak düşerdik paldır küldür ama hoşumuza da giderdi..sonra herşeyin acısı zaman geçince eve dönünce ince bi sızıyla başlar yavaş yavaş çıkardı..

  Aynen öyle başlamıştık onunla da yaş 23 ama ne farkeder..o haylaz hala içerlerde ya yeter =)) en güvendiğim olmuştu birden,sımsıkı kenetlenmişti ellerimiz başlamıstık dönmeye ta ki sadece birbirimizi seçebilene kadar,sadece birbirimizin gözlerini görebilene kadar..kahkahalar duyuluyodu sadece onlar yankılanıyodu, hızlandıkça kenetlendik hızlandıkça uğultudan tek seçilen kalp atışlarımız oldu.Döndük kendi etrafımızda dünya da onun için dönüyodu zaten kendi etrafında ve bizim etrafımızda sadece bizi birbirmize yakınlaştırmak için..

  Tek farkla, yaş ilerlemesinden olsa gerek =))düşünmememiştim ben düşebileceğimi,büyüdüm ya terlesede tutar bu eller onunkileri sıkı sıkı, benimki kaysa o bırakmaz zaten diye  kurmuştum bi şekilde.Hatta bütün heyecanlarımı bütün heveslerimi ona bağlamıştım bi an geçtim o nu kendime bile sormadan..İlk defa hissetmiştim o duyguyu çünkü acıtsada canımı kızamiyacak kadar çok seviyodum onu..

   Döndük döndük döndük ve birden boşlua doğru savruldu ellerimiz,kayboldu bütün dengemiz savrulduk ikimizde birer uca ister istemez.Adrenalinden heyecandan mutluluktan tutkudan anlamadım önce baktım salak salak suratına uzaktan hatta el bile salladım son kez..Sonra yavaş yavaş belirmeye başladı diğer herşey başımın dönmesiyle birlikte dönmeye başladı etrafımdaki ‘kimse’ler ,eve gittim mutlu mutlu hataa anlamadım hemen birşey..Sonra başladı sızısı inceden ağrısı derinden..zaman geçtikçe ”soğudukça” yüreğim derinden hissettim her anını yavaş yavaş savrulmanın..

  Şimdi yine kenetlensin die uzattım ellerimi bekliyorum,yine o tutsun yine sımsıkı yine düşürsün ama olsun bi tek o acıtmaz canımı çünkü o kadar çok seviyomuşum onu eve dönünce vurdu acısı yavaş yavaş o zaman anladım…

    İki kelime içindi çırpınmalarım hep…                                                                         Duymasamda olurdu görsemde yeterdi gözlerinde,hissetsemde olurdu nefesinde.Yakalamıştım bi parça sanki ucundan,biliyordum tutarsam sımsıkı gelir gerisi..
Buraya kadarmış dediğinde her seferinde inadına çoğalırdı damarları köklerinin vücudumda..sıkı sıkı geçirirdi dahada içine koparama diye istesende!Gitme derdim her seferinde mutlu olsan da bensiz gitme..
 Hata dediler sormasamda…Bekle dediler sevmeden…Pişman olmadım ben hiçbir seferinden,düşünmedim bi an geri dönerken.Yapmadığıma pişman olmaktansan yaptığıma pişman olmayı seçtim hep.. 
 Her nisanla bir vururdu aklıma kokusu nolursa olsun,ilk cemrede düşerdin ruhuma..mantıksız gelsede sana zaafım bazen, sormasaydın keşke ne var bende diye,ben hala sanmaya devam etseydim tanımlanınca biter aşk ondan bu cevapsızlığım..
   Nasıl olduysa farketim birdenbire belki sen sordukça, ben cevap aramaya çalıştıkça çıktı ortaya bilmiyorum..Aşk duysam bi kerecik dudağından görmezdim ya arta kalanları,sana sanardım hatta tek bu hallerim.Sensiz acıyo sanardım içim hep, sana sızlar sanardım yüreğimin sol yanı..
   Meğersem aşk benimmiş sadece,Sadece içinde daha uzun yaşayabilecek bi beden arıyormuş,hatta ruhum bile aşkla nefes alıyomuş ne seninle ne de onunla..Hep aynı sızlıyomuş ayrıca benim sol taraf (galiba bi dr. da görmek lazm bu aralar:))Zaten her baharda aşkı duyarmış buram buram seni değil..Ha çok hayransam o kordondaki sabaha karşı yasemin kokusuna hayranmışım ne senin kokuna ne de onun kokusuna!!
  Hep sevicekmişim bekleyemeden sabırsızca,aceleci bi yapısı varmış benim aşkımın meğersem fazla kalamıomuş nadasta.Aşka dokununca yanıyomuş parmak uçlarım,aşkı düşününce uyuyamazmışım gecelerce aşka açarmışım heyecanla gözlerimi,ne sana ne ona!Bu yüzdenmiş meğersem bu kadar kolay vazgeçişlerim hem senden hem onlardan..Palavraymış aşık olsan vazgeçemessin durumları aksine yaşatabilmek içinmiş aşkımı..
   Ne sendeymiş yani aşk ne onlarda.Ne sana aşıkmışım ben ne onlara Aşk’a aşıkmışım hep ben aşka!!O yüzden sadece bana güzel o zamanlar hem ben hem dünya!!Seninle bi ilgisi yokmuş yani onunla da..İkimizin sorunuymuş tüm bunlar aşkla benim aramdaymış, benimle onun aşkıymış,ne seninle ne onunla….    

    İki kelime içindi çırpınmalarım hep…                                                                         Duymasamda olurdu görsemde yeterdi gözlerinde,hissetsemde olurdu nefesinde.Yakalamıştım bi parça sanki ucundan,biliyordum tutarsam sımsıkı gelir gerisi..

Buraya kadarmış dediğinde her seferinde inadına çoğalırdı damarları köklerinin vücudumda..sıkı sıkı geçirirdi dahada içine koparama diye istesende!Gitme derdim her seferinde mutlu olsan da bensiz gitme..

 Hata dediler sormasamda…Bekle dediler sevmeden…Pişman olmadım ben hiçbir seferinden,düşünmedim bi an geri dönerken.Yapmadığıma pişman olmaktansan yaptığıma pişman olmayı seçtim hep.. 

 Her nisanla bir vururdu aklıma kokusu nolursa olsun,ilk cemrede düşerdin ruhuma..mantıksız gelsede sana zaafım bazen, sormasaydın keşke ne var bende diye,ben hala sanmaya devam etseydim tanımlanınca biter aşk ondan bu cevapsızlığım..

   Nasıl olduysa farketim birdenbire belki sen sordukça, ben cevap aramaya çalıştıkça çıktı ortaya bilmiyorum..Aşk duysam bi kerecik dudağından görmezdim ya arta kalanları,sana sanardım hatta tek bu hallerim.Sensiz acıyo sanardım içim hep, sana sızlar sanardım yüreğimin sol yanı..

   Meğersem aşk benimmiş sadece,Sadece içinde daha uzun yaşayabilecek bi beden arıyormuş,hatta ruhum bile aşkla nefes alıyomuş ne seninle ne de onunla..Hep aynı sızlıyomuş ayrıca benim sol taraf (galiba bi dr. da görmek lazm bu aralar:))Zaten her baharda aşkı duyarmış buram buram seni değil..Ha çok hayransam o kordondaki sabaha karşı yasemin kokusuna hayranmışım ne senin kokuna ne de onun kokusuna!!

  Hep sevicekmişim bekleyemeden sabırsızca,aceleci bi yapısı varmış benim aşkımın meğersem fazla kalamıomuş nadasta.Aşka dokununca yanıyomuş parmak uçlarım,aşkı düşününce uyuyamazmışım gecelerce aşka açarmışım heyecanla gözlerimi,ne sana ne ona!Bu yüzdenmiş meğersem bu kadar kolay vazgeçişlerim hem senden hem onlardan..Palavraymış aşık olsan vazgeçemessin durumları aksine yaşatabilmek içinmiş aşkımı..

   Ne sendeymiş yani aşk ne onlarda.Ne sana aşıkmışım ben ne onlara Aşk’a aşıkmışım hep ben aşka!!O yüzden sadece bana güzel o zamanlar hem ben hem dünya!!Seninle bi ilgisi yokmuş yani onunla da..İkimizin sorunuymuş tüm bunlar aşkla benim aramdaymış, benimle onun aşkıymış,ne seninle ne onunla….    

     Antogonist senin içindeki düşman,itici bir özel güçtür.Sorumluluk dereceniz ne denli yüksekse,Antogonist’in saldırısı da o denli acımasız olacaktır.
    Antogonist bizi ölçer,ne olduğumuzu gösterir.bizi biz yapar…Özgürlük derecemiz ne denli yüksekse,onun hareketi de o denli sinsicedir.
   Antogonist’ten korkma!!Zalimlik maskesinin altında,en büyük yandaşın,en sadık uşağın saklıdır.Antogonist’in tek ve yegane amacı senin zaferindir…
   Antogonist her aracı, her stratejiyi kullanır,esas hedefi,senin    bütünlüğündür.Dünyada kimse seni Antogonist’ten çok sevemez.Çünkü sen onun var olma nedenisin.
  Antogonist’ten korkma!!Mükemmelliğin onun acımasızlığıyla,ölümsüzlüğün de onun görünen ölümsüzlüğüyle büyüyecektir.
  Anlama gücün, onun manevi gücüyle, Senin manevi gücün onun anlama gücüyle gelişecektir..
            ÇÜNKÜ ANTOGONİST, SENSİN!!!! 

     Antogonist senin içindeki düşman,itici bir özel güçtür.Sorumluluk dereceniz ne denli yüksekse,Antogonist’in saldırısı da o denli acımasız olacaktır.

    Antogonist bizi ölçer,ne olduğumuzu gösterir.bizi biz yapar…Özgürlük derecemiz ne denli yüksekse,onun hareketi de o denli sinsicedir.

   Antogonist’ten korkma!!Zalimlik maskesinin altında,en büyük yandaşın,en sadık uşağın saklıdır.Antogonist’in tek ve yegane amacı senin zaferindir…

   Antogonist her aracı, her stratejiyi kullanır,esas hedefi,senin    bütünlüğündür.Dünyada kimse seni Antogonist’ten çok sevemez.Çünkü sen onun var olma nedenisin.

  Antogonist’ten korkma!!Mükemmelliğin onun acımasızlığıyla,ölümsüzlüğün de onun görünen ölümsüzlüğüyle büyüyecektir.

  Anlama gücün, onun manevi gücüyle, Senin manevi gücün onun anlama gücüyle gelişecektir..

            ÇÜNKÜ ANTOGONİST, SENSİN!!!! 

Mutluluk zamanda değildir.Bir şeyi bulamamanın en emin yolu onun olmadığı yere bakmaktır.Mutluluk zaman içinde bulunamaz, o yalnızca ‘an’ içinde var olur..
Sıradan düşünce yapısına göre şu an berbat durumda olan kimse,az çok uzakta sayılabilecek gelecekte mutlu olabilir..Zamana inanan insanlar olma doğrultusunda eğitildik,ancak apaçık ortada olan gerçek şu ki,hiç kimse yarın ya da geçmişte mutlu olamaz..Dün yaşanan mutluluk ‘toz’ dan ibarettir! Mutlu anıların mutlu olmakla ilgisi yoktur..
Şu an neredeysen ancak o olabilirsin.Başarı tam burada.Mutluluk tam burada.Olmak istediğin şeyi şimdi ol!!!!  

Mutluluk zamanda değildir.Bir şeyi bulamamanın en emin yolu onun olmadığı yere bakmaktır.Mutluluk zaman içinde bulunamaz, o yalnızca ‘an’ içinde var olur..

Sıradan düşünce yapısına göre şu an berbat durumda olan kimse,az çok uzakta sayılabilecek gelecekte mutlu olabilir..Zamana inanan insanlar olma doğrultusunda eğitildik,ancak apaçık ortada olan gerçek şu ki,hiç kimse yarın ya da geçmişte mutlu olamaz..Dün yaşanan mutluluk ‘toz’ dan ibarettir! Mutlu anıların mutlu olmakla ilgisi yoktur..

Şu an neredeysen ancak o olabilirsin.Başarı tam burada.Mutluluk tam burada.Olmak istediğin şeyi şimdi ol!!!!